31 Ağu 2014 / 0 not

Sigara bırakılır,

Bira bırakılır,

Sen bırakılmazsın.

31 Ağu 2014 / 0 not

Biraz da Kumpir ağlasın, hep ben mi ağlayacağım?

4 Ağu 2014 / 0 not

Biraz önce bi adam gördüm. Yaşlı baya. Üstündeki ceket yırtılmış. Kendisi de bi o kadar yıpranmış gözüküyordu. Mobiletler vardır bilirsiniz. Heh işte o da çok eski. Paslanmış iyice. Adamın elinde dandik bir marketin poşeti, içinde de bir kaç ekmek parçası. Galiba geceyi onunla atlatacaktı. İyice baktım ona. Kafasını geri eğdi. Tek tek çıkardı ekmek parçalarını. Yere atıyor ardından biraz daha bekleyip bi tane daha atıyor. Karşısında da en az onun kadar bu sokakları bilen biri. Bir sokak köpeği. Onunla paylaşıyordu yemeğini. Hafifçe kafamı eğip selam verdim; gülümsedi. Bu güzel görüntüyü bana gösterdiği için olan memnuniyetimi ben de gülümseyerek belirttim. Baş başa bıraktım onları iyi akşamlar diyerek. Yoluma devam ederken düşündüm de; işte asıl hayatı -sevgiyle; kendisine dahi yetmeyecek ekmeğini düşünmeden paylaşanlar- böyleleri herkesten güzel yaşıyor. Takım elbiselerle oradan oraya gün boyunca koşuşturup etrafında olan bitenden bi haber olanlar değil. Sürekli yükselmek için -ömürlerini hiç uğruna harcayanlar- birbirleriyle yarışan insanlar değil. Asıl mutlu olan o adamdı işte. Mutluluk başka hiçbir şey değil. Mutluluk sevgi katmayarak yapılan bir şey değil.Mutluluk sanıldığı gibi o kadar da zor bir şey değil.

21 Tem 2014 / 4 not

Bu resim hepsinden farklı. Yaptıkları ayrımın bedeli olsun yetmese de! Yıktıkları mahallelerin. Sokak çocuklarına yaptıklarının. Gösteriş için halkına yaşattıklarının yetersiz bir bedeli olsun. Favela’da yaşamaya çalışanların laneti olsun. Öldürdüğünüz çocuklar gülümsüyor şimdi. O gösterişli stadlarınıza almadığınız yoksullar dans ediyor şu an yakıp yıktığınız mahallelerinde.

Bu resim hepsinden farklı. Yaptıkları ayrımın bedeli olsun yetmese de! Yıktıkları mahallelerin. Sokak çocuklarına yaptıklarının. Gösteriş için halkına yaşattıklarının yetersiz bir bedeli olsun. Favela’da yaşamaya çalışanların laneti olsun. Öldürdüğünüz çocuklar gülümsüyor şimdi. O gösterişli stadlarınıza almadığınız yoksullar dans ediyor şu an yakıp yıktığınız mahallelerinde.

9 Tem 2014 / 16 not

antrparantez; arkadaşlarımın oluşturduğu bir dergi. Sevdiğim ve yaptıkları işi zevkle takip ettiğim insanlar. Onlara benim de bir yardımım dokunsun istedim. İnsanlara ulaşması ve okunmasını istiyorlar sadece. Kâr ve siyasi bir amaç gütmüyorlar. İçerisinde kişisel yazıları bulunuyor. Konular birbirinden farklı olabilir. O yüzden tek bir düşünce, görüş veya amaç belirtemiyorum size. İçinden birini de sizinle paylaşıyorum. Sizden istediğim şu işe bir el atıp yayılmasına yardım etmeniz. Herkesin ortak emeği olsun istiyorum üzerinde. Yazmaya devam ederler fakat okunması, takip edilmesi onları ayrı bir his içine sokacağına eminim. Küçük bir dergi şeklinde daha çok fanzin havasında yaptıkları iş. İstanbul ve Antalya’da bazı mekanlarda da bulabilirsiniz ve ücretsiz olarak okuyabilirsiniz tabii ki.  Antalya’da antrparantez’in olduğu mekanlardan bir kaçı; Papirus, Road House ve Namık Kültür Evi. Bu mekanların hepsi Kale İçin’de. Ayrıca Facebook sayfasını da belirteyim. İçerisinde şu anda dergiyle ilgi bilgi edineceğiniz paylaşımlar bulunmuyor fakat ilgilenip fanzinle ilgili daha detaylı bilgi sahibi olmanızı sağlayacaklar. Ve fanzini bulabileceğiniz adresler de belirtilecek. Destek olursanız beni mutlu edersiniz. Eminim ki onları da. Şimdiden yardım eden ve ilgi gösteren herkese teşekkür ederim.

fb.com/antrparantez

8 Tem 2014 / 17 not

Sen planlarsın.

Sadece planlarsın. Sonra hayat gelir benim daha iyi bir planım var der. Sana sormadan onu uygular. Siyasi bir dünyada özgür düşünce peşinde olmak kadar saçmadır planlar yapmak. Yine de özgür düşünce istenir. Yine de planlar yapılır. Kimse bilmez ki Denizin uyuyup toprak olduğunu. Kuklacılar toprak olmalı. Toprak güzelliği üstünde çirkinliği altında tutmalı. Deniz uyanmalı. Yarınlara ortak olmalı. Benim planımda bu var. Kimse karışmasın planıma.

8 Tem 2014 / 2 not

Sende aptalsın, sende onlar gibisin.

Ben sanmıştım ki bu kadar zamanlı dahil olunca hayatıma farklısın gibi geldi. Tutarsın sandım elimi ki tuttun aslında. Bırakmazsın gibi geldi. Ben gibi hissedersin sandım sendeki beni ki hissettin aslında. Yeter gibi geldi. Yetmezse üstesinden geliriz sanmıştım.  Aşk gibi geldi. Gitmesini bildin ya beni bırakıp bu acının içinde. Artık ne diyeyim. Nasılsa anlamayacaksın. Anlasan da anlamayacaktın. Öyle işte. Ellerimi açınca koşarsın sandım bana. Susma vakti geldi gibi. Bunların hepsi boş. Amacım kalmamışsa senden başka. Korkak birisin işte. Karanlığı sevdiğin için korkmazsın sandım başka şeyden. Ben en çok karanlıktan korkardım çünkü. Aydınlatırsın gibi geldi gecemi. Saçmalamam sanmıştım ne diyeceğimi biliyorum gibi geldi. Saçmaladım ya bu yüzden sende onlar gibisin. Anlamadın işte ne dediğimi yine. Hoşçakal dediğinde bir daha gelmezsin sanmıştım. Korktum. Çok korktum. Başka ne korkuttu beni böyle. Gelmezsin gibi geldi. Geldin de gitmezsin sandım. Gittin. Çok gittin. Ben bu kadar gidebileni görmedim. Benim için son kez gel. Gitmelere alıştım da gelmelerin hâlâ heyecanlandırıyor beni. Kafamın içinde sürekli aynı şarkı dönüyor durduramıyorum ya da değiştirmek gibi. Ne bileyim sesini de kapatamıyorum. Anlattığı tek şey hiç. Sürekli aynı ton, sürekli kafamın içinde. Bir köşede de sen. Sesi bastırır gibi kokun. Dokunsan duracak gibi hiç. Her akşam aynı saatte gelip aklıma hep aynı kokuyla. Geceleri bırakma beni o şarkıyla baş başa. Yeter lan. Zamandan zamana, yaradan yaraya, senden sene. Seni anlat bana. İnanma sen bana. Sen gel yanımda ol. Yine kaybolma gecenin ardından. Yarında ol. Bugünde ol. Dünde kalma. Elimden geldiği kadar elinde yüreğim. Toparlanmak için biraz sen lazım saniyelerime. Ne olacak benim bu hâlim kadınım.

3 Tem 2014 / 2 not